BASBAKAN

Tanım

ülkeyi aydınlatmak için


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


UYKUDAN MAHRUM KALINCA .....

 

Uykusuz geçirdiğimiz geceler arttıkça, uykusuzluğun üzerimizdeki psikolojik ve biyolojik etkileri de değişiyor:

1 gece uykusuzluk: Kişi kendisini rahat hissedemese de, bünye bir gece uykusuz kalmayı tolore edebiliyor.
2 gece uykusuzluk: Kişinin vücut ısısı ritmi düşüyor ve uykuya dalabilmek için büyük bir dürtü hissediyor.
3 gece uykusuzluk: Özellikle de sıkıcı şeylere odaklanmak oldukça güçleşiyor ve bilişsel işleyişler yavaşlıyor. Bu sayılanlar, özellikle de sabahın erken vakitlerinde şiddetli oluyor.
4 gece uykusuzluk: Yaklaşık üç saniye süren mikro-uyuma davranışı gözlemleniyor. Bu mikro-uyumalar sırasında kişi anlamsızca boşluğa bakıyor ve bilincini yitiriyor. Oldukça huzursuz ve aklı karışık oluyor.
5 gece uykusuzluk: Kişi her ne kadar bilişsel yetilerini halen kullanabiliyor olsa da yukarıda anlatılanlara ek olarak hayaller görmeye başlıyor.
6 gece uykusuzluk: Kişi kim olduğu bilgisini kaybediyor. Buna uyku mahrumiyeti psikozu adı veriliyor.


Tarih: 19:13, 18/3/2007 Kategori: MERAK EDILENLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

:)MUTLULUK:)

     

      Mutluluk ne demek? Kim bulur mutluluğu? herkesin aradığı sorular bunlar, kimi iki saniye içinde mutlu olur mutluluğu yakaladığını sanır iki saniye geçince mutluluğun o anda kaldığını görür. Bu mutluluk mudur? Hayır değildir. Aslında hiç kimse ebedi mutluluğa kavuşamaz. Çünkü bu dünyada ki mutluluklar ebedi olamaz aslında bu dünyada hiçbir şey ebedi olamaz çünkü dünyanın kendisi zaten ebedi değil onun da bir gün sonu gelecek. Her şeyin sonun geldiği gibi!!!

      Mutluğu o kadar aradım ki o kadar çalıştım ki onu bulabilmek için o kadar kendimi paraladım ki onun ebedi olduğuna ve benim onu bulacağıma kendimi inandırmak için ama her zaman olduğu gibi yine inandığım bir şeyin olmadığını gördüm ve yine o kadar yıkıldım ki farkında olmadan. Her insan aslında bu tür durumları yaşar hatta mahvolur ama yeniden ayağa kalkmasını bilenlerde var galiba ben yeniden aya kalkmasını yeni yeni öğrenenlerdenim. İnsanların öğrenmeleri hele de inatçı insanların inandığı şeylerin olmadığını öğrenmeleri neden bu kadar zor oluyor. İnandıkları şeyler evet evet inandıkları şeyler neden bazen yanlış çıkıyor bir insanın inanması bu kadar kolay mı ki yanlışı kabullenmesi de bu kadar kolay olsun. Hayır hayır bu bu kadar kolay olamaz bu kadar basit olamaz hayır ebedi mutluluk olmalı bu kadar basit değil olamaz da J bakın hala kendimi kandırmaya değer yargılarımı savunmaya kalkıyorum buna kendimi alıştırmam lazım TUĞBA EBEDİ MUTLULUK HATTA EBEDİ HİÇBİRŞEY YOK anladın mı?

    Mutluluk, insan ne ile mutlu olur çocuklar şekerle gençler aşkla yetişkinler parayla yaşlılar başkalarını rahatsız etmeden sevdiklerinin yanında son günlerini yaşamakla. Sizce hangisi daha masum şeker mi? Aşk mı? Para mı? Yoksa yaşam mı? Seçebildiniz mi? Seçemezsiniz çünkü insanların mutluluklarının hepsi kendisine göre masum hepsi kendisine göre sade temiz siz şurada masumiyeti seçebilirsiniz mutluluğu hangi yollarla kazandılar şekeri çalarak mı? yoksa biriktirdiği harçlıklarla mı? Aldı işte buradaki masumiyeti seçebilirsiniz ki buna da hakkınız varsa tabi

        Aslında size bir şey söylim buradaki masumiyeti de seçemezsiniz çünkü herkes dünyada mutlu olmak ister ve onu bulmak için yaşar burada şekeri çalanda mutluluğu arıyor ama yanlış yolardan o ayrı bir konu ama sonuçta herkesin yaptığını yapıyor mutluluğu arıyor bunun masumiyetini seçemezsiniz çünkü mutluluğu aramak bile bir masumiyettir zaten. Ha ha haa ne kadar komik değil mi? ne kadar da içinden çıkılmaz bir olay şöyle bir hayata bakarsak zaten hayatın kendisi karmaşık ve içinden çıkılmaz bir olay bu yüzden bu olayların masumiyetini de sorgulayamayız o halde şöyle bir düşünürsek bizim hiçbir şeyi sorgulamaya hakkımız yokmuş gibi görünüyor. Ne yani biz hiç mi hiçbir şeyi sorgulayamayacağız? İşte bunun cevabını bende bilmiyorum bu cevabı da aramaya kalkarsam sonunun mutluluğu aradığımda ki gibi olacağından korkuyorumLLLLL

      Ama korkmak hiçbir şeyin çözümü değil değil mi. Daha dün arkadaşıma dersleri başaramayacağından korktuğu için kızmış ona korkmakla hiçbir yere gelemeyeceğini söylemiştim şimdi ise aynı konuma ben düştüm aradığım cevabı bulunca bana uymayacağından o kadar çok korkuyorum ki büyük konuşmanın bedeli işte…

      Hayatta arayıp da cevabını bulamadığım yada cevabını bulduğum fakat işime hiç gelmeyen cevaplar olduğunu gördüğüm o kadar çok sorum vardı ki şimdi artık soru sormaya bile korkar oldum ama dediğim gibi korkmak hiçbir şeyin çözümü değil önemli olan korkularınla yüzleşmek belki bu şekilde ebedi mutluluğu da yakalayabilirim pardon ebedi diye bir şey yoktu değimli sanırım bunu kendime kabullendirmem biraz hatta baya bir zor olacak ama kabullendirmek zorundayım çünkü ben yaşıyorum ve yaşamın kurallarına uymak zorundayım eğer uymazsam yaşayamam. Peki ben okulda yaptığım gibi bu hayatın kurallarına uymayı kabul etmez isem ne olur yaşamaktan istifa edip ebedi olan tek şeye gidersem ne olur o zaman mutluluğa ulaşabilir miyim dersiniz hayır ulaşamam çünkü oradaki ebediyete yani tek ebedi mutluluğu olan tarafa gidebilmem için önce bu taraftaki ebedi işkence yada işkenceye çevirdiğim hayatımı yaşamam lazım istifa edersem öbür taraftaki ebedi mutsuzluğa ulaşacağım ki bu benim istediğim tarzda bir ebediyet değil

      Gidenlerin nasıl bir hayat yaşadığını bilmiyorum ki bende gitmek için bir bilet alayım yada vizemi isteyeyim bunlar saçmalık mı yoksa hayatın saçmalıkları yazıma mı yansıdı bilmiyorum. Bakın kısa bir başlık daha size hayatın saçmalığı saçma olduğunu herkesin tereddütsüz kabul edeceği belki de tek saçmalık çünkü yaşadığımız bütün saçmalıklar hayatın saçmalığından dolayı başımıza geliyor alın saçmalıklar yüzünden mutsuz olduğumuz bir konu daha size ah hayat ah yaşam ah insan birbirini tamamlayan saçmalık yani mutsuzluk kaynakları eğer ben bunları ortadan kaldırırsam mutsuzluk diye bir şey olmaz böylece mutluluğu da aramamıza gerekte kalmaz ah yine saçmalamaya mı başlıyorum ne ama bu benim en büyük hakkım çünkü ben saçma bir DÜNYA da yaşıyorum saçma bir hayat saçma bir yaşam saçma ve saçma bir çevre ve benim saçmalamamam bu mümkün mü bu kadar saçmalığın içinde benim saçmalamamam mümkün mü hayır bence mümkün değil kesinlikle saçmalamak benim en doğal hakkım mutlu olmak için şeker çalan çocuk gibi. . . . . . . . . . . . J  L

          


Tarih: 19:12, 18/3/2007 Kategori: YAZILARIMIZ
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


Tarih: 19:10, 18/3/2007 Kategori: ANA MENU
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

AŞK?

        

     Aşk; bütün insanlığın yıllardır peşinden koştuğu, uğruna saçma sapan testlerden geçtiği, amansız maceralara gittiği, durduk yere başına milyarlarca bela aldığı bana göre sapa saçma bir şeydir aşk   

   İnsanlar aşka, HZ. Adem ve Havadan başlayarak günümüze kadar gelen bir şeydir diyorlar. Tarifini bir türlü yapamıyorlar.  kendileri bile ne olduğunu daha tam olarak bilmiyor, işte ben size aşkın ne olduğunu bu yazımda göstereceğim kimilerinin hoşuna gider yada gitmez, aslında bu benim pekte umurumda değil benim umurum da olan insanları uyandırıp uyandırmadığı, umurumda olan insanları bir nebze dahi olsa gerçekleri görmesini sağlayıp sağlamadığı, işte sırf bu yüzden yazacağım aşkı daha doğrusu aşk denen saçmalığı.

     İlk olarak insanların karşı cinse duyduğu ilgiyle başlar aşk, daha sonraları beraberce yaptıkları geziler, oyunlar vs. içlerine anlamsız bir duygu girer, içleri kıpır kıpır olur, heyecanlanırlar, her zaman sözde aşık olduğu kişiyi görmektir istedikleri,her an kendilerini mutlu ve huzurlu hisseder hayata yeniden gelmiş gibi olurlar, aşklarını bir kez bile görmeleri onlara her şeyi unutturacaktır, bu şekilde başlar diye bilinir her yerde aslında bu, bu şekilde değil şöyle başlar aşk;etrafımıza baktığımız da her yerde aşk mısraları, her yerde aşkla ilgili yazılar, her yerde aşıklar, her TV de aşk filmleri hatta aşksız film olmadığını bile söyleye bilirim gerçektende şöyle bir baktığımızda aşksız hiçbir şeyin anlamı yokmuş gibi davranıyorlar, aşkı hayatlarının anlamı yapmışlar ve her yerde onu arama içindeler, her yerde onun peşindeler, e tabi böyle bir hayatta aşksız kalmak mümkün değil. Bazıları da bunlardan etkilenir ve içinde bulunan o anlamsız boşluğu o anlam veremediği gün be gün içini kemiren sıkıntılı boşluğu AŞK ile doldurmaya çalışır etrafındaki aşık insanlara bakar ve mutlu olduklarını görünce kendisinde mutlu olacağına inanır ve farkında olmadan aşkı arar, zavallı bilmiyordur ki içinde ki boşluğu başka bir aşkla doldurabileceğini, bilmiyordur ki anlamsız bir felakete sürüklendiğini, bilmiyordur ki eğer aşık olursa çoooooooooook acılar çekeceğini bana sen nereden biliyorsun acı çekeceklerini belki mutlu olurlar diyeceksiniz belki peki o zaman  soruyorum size HANGİ AŞK ACI ŞEKMEDEN AŞK ADINI ALMIŞTIR..........

     Ben aşkı çok saçma buluyorum benim bildiğim aşk daha doğrusu efsanelerden okuduğum aşk; bitmez, he zaman yaşar, kusursuzdur, temizdir, onun uğruna her şey yapılır (ki bu çok saçma), içlerini gıdıklar ve kesinlikle silinmez şimdi bir soru daha sizlere NEREDE BÖYLE AŞK? İnsanlar aşık olduklarını sanarak biri için ölürler biterler onsuz yaşayamayacaklarını söylerler ama bir şey olur her hangi bir şey diyelim o kişi gider yada ayrılırlar her neyse işte hemen başka birine ilgi duymaya başlarlar daha sonra da ona aşık olduklarını söylerler e hani öbürüne aşıktın hani unun için ölüyordun  hani ondan başkasını görmüyordun biliyorum çok soru sordum ama bir tane daha soruyorum BU AŞKMI ŞİMDİ?

   Bana göre aşk denen bir şey yok belki daha önceler vardı ama şuanda yok olsa dahi çok saçma bir şey aşk denen saçmalık insana tek verdiği şey acı, üzüntü, hayal kırıklığı vs. ben insanları da anlamıyorum madem acı çekeceğinizi biliyorsunuz o halde neden aşkı seçiyorsunuz

   Hayat çok komik ve acımasız, acımasız olduğunu da aşkı kullanarak bir çok insanın hayatını mahvettiğinden çok rahat anlayabiliyorum. Ben bir geleceğin başbakanı olarak herkesi buradan uyarıyorum aşkı hayatınızın anlamı yapmayın... her zaman duygularınız değil mantığınız kazansın.......

               

 


Tarih: 18:59, 18/3/2007 Kategori: YAZILARIMIZ
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->